CANDEMİR SARI’DAN YAZAR M. COŞKUN’A CEVAP

10 ay önce
1356 kez görüntülendi

Resim bulunamadı
Reklam

ALİ ŞÜKRÜ BEY OLAYI VE KAHRAMAN TOPAL OSMAN AĞA

TRT’de yayımlanan “Ali Şükrü” Belgeselinde Osman Ağa’ya yönelik hakaretler Giresunlular başta olmak üzere milli ve manevi duyguları olan insanların tepkisine neden oldu.

Nasıl olmasın ki?

Topal Osman Ağa’ya “cahil” diyen aslen Şebinkarahisarlı olan Star Medya Yayıncılık bünyesinde gazetecilik yaşamını sürdüren Muharrem Coşkun tepkilerin odağına oturdu.

Coşkun, tepkiler üzerine sosyal medya hesabından konuya açıklık getirdi.

Özetle şunlara yer verdiğini okuduk;

“Cumhuriyet tarihinin ilk siyasi cinayetlerinden Ali Şükrü Bey olayını anlatırken tabii olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün gönüllü muhafız alayı komutanı Topal Osman Ağa’nın da adı geçmekteydi. Zira Atatürk’ün en yakınındaki kişiler de dahil, yakın tarihle alakalı araştırma yapan herkes bilir ki Osman Ağa’nın katledilmesi de bu olayla alakalıdır.”

Maalesef milli mücadelede büyük emekleri olan Osman Ağa, 27 Mart 1923’te öldürülen Ali Şükrü Bey’in ölümünden sorumlu tutulmuş ve 2 Nisan da kendisi de çatışmada yaralanmış sonra da idam edilmiştir.”

Osman Ağa’nın o dönemde oynanan siyasi oyunları tam anlamıyla fark edemediğini anlatmak için kullandığım ‘cahil’ ifadesi amacından saptırılarak bir kampanya yürütülmektedir. 
Burada bir hakaret ve küçümseme maksadımın olmadığını, maksadın, çevrilen oyunlardan, iyi niyetli Osman Ağa’nın tam anlamıyla haberdar edilmediğini anlatmaktı.”

Ve şöyle devam ediyor Coşkun;

“Mesela hiç sporla alakası olmayan bendeniz için birisi ‘Spor cahili’ dese ben şahsen hakaret olarak addetmem..”

Osman Ağa’nın hemşehrisi olan bir gazeteci olarak diyorum ki; 
– Yaklaşık 2 yıl önce çekilmiş bir belgeseldeki sadece bir ifadenin şimdi istismar edilmesi iyi niyetli değildir
– Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyulan günlerden geçiyoruz.. Bu dönemde, bu tarz bahanelerle yapılacak gerilimin topluma bir faydası olmayacaktır.
Bu anlamda; telefon, mail yoluyla veya sosyal medyadan tepki ve eleştirisini medeni bir şekilde ileten Giresunluları anlıyor ve ifademin maksadı dışında anlaşılmasıyla onları üzmüşsem özür diliyorum.”

Meslektaşımızın Giresunlu olmasına rağmen Topal Osman Ağa konusunda eksik bilgi sahibi olması bizleri üzdü elbette.
Yazarlarımız; Ayhan Yüksel, Seyfullah Çiçek, Teoman Alpaslan’ın ve yıllarca bu konuda emek sarf etmiş duayen merhum Erden Menteşeoğlu adına oğlu Folklor – Halk Kültürü araştırmacısı Hüseyin Gazi Menteşeoğlu ile Ümit Doğan’ın, aydınlanması açısından Muharrem Coşkun’a Topal Osman kitaplarından hediye etmelerini bekliyoruz.

Gazeteci Coşkun’un sosyal medyadaki yazdıklarının bile eksik ve yanlış bilgilerle dolu olması üzerine kendisine aşağıdaki yorumu gönderdik…

Amacımız 36 yıllık mesleki tecrübemiz ile yer edinen bilgimizden konu ile alakalı olanlarını nakletmekti.

Maksat bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir.

İşte o yorumumuz ise şu şekilde idi;

“Anlaşılan siz sadece spor konusunda değil Topal Osman Ağa konusunda da cahil kalmışsınız.

Neden mi?

1-         “Mustafa Kemal Atatürk’ün gönüllü muhafız alayı komutanı Topal Osman Ağa” yazmışsınız. “Gönüllü” diye bir durum yoktur resmiyet vardır. “ALAY KOMUTANI” değil “TABUR” seviyesinde Muhafız Birliğidir. Askeri bir konu işlerden mutlaka rütbesini de işlemeniz gerekirdi; zira topal Osman Ağa resmi “MİLİS YARBAY” dır.

2-         “42. ve 47. Gönüllü alay komutanı” diye yazmışsınız. Gönüllü alayların kurulmasına öncülük etmiştir lakin hiçbir zaman 42. Alaya komutanlık yapmamıştır. 47. Alay komutanıdır. 42. ALAY KOMUTANI İSE GİRESUNLU BİNBAŞI HÜSEYİN AVNİ ALPASLAN’DIR.

3-         “2 Nisan da kendisi de çatışmada yaralanmış sonra da idam edilmiştir” yazmışsınız. Eksik yazmışsınız. TBMM Muhafız Taburu ile Giresun Uşaklarından müteşekkil Atatürk’ün Koruma Birliği arasında bir çatışma çıkmıştır. TBMM Muhafız Taburu komutanı (Yüzbaşı) İsmail Hakkı Tekçe tarafından yaralı olmasına rağmen (tedavi edilmesini sağlamamak ve ifadesinin alınması yolu kapatılmak amacıyla) kafasına ateş edilmesi sonucu orada katledilmiştir. O zaman Ankara’da mahkemeler olmasına rağmen hakkında bir soruşturma açılmamış, TBMM’nin aldığı idam karar ile (katledilmesi ile kafasının bilinçli şekilde darmadağın edilmesi üzerine) ayaklarından asılmıştır. İdam edilerek vefat etmemiştir. BU OLAYDAN SONRA 1. MECLİS ATATÜRK TARAFINDAN LAĞVEDİLMİŞTİR. Atatürk o zamanki kargaşa ve siyasi atmosfer nedeniyle doğal olarak Topal Osman Ağa’ya sahip çıkamamıştır. Belki de o zamanın şartlarında olması gereken de budur.

4-         “Cahil” demişsiniz ya… Sonra da eklemişsiniz, “Burada bir hakaret ve küçümseme maksadımın olmadığını, maksadın, çevrilen oyunlardan, iyi niyetli Osman Ağa’nın tam anlamıyla haberdar edilmediğini anlatmaktı”… İşte bu noktada kıvırtmışsınız. Ona öyle denmez; cahil diyeceğiniz yere burada yazdığınız gibi yazsaydınız ya.

Kaldı ki, sizin gibi cahil diyenler çok oldu. Asıl cahillerin kendileri olduğunun farkına bile varamadılar. O’nun hakkında “cahil” ve “okur-yazar değildi” sözü doğru değildir. BİR EŞRAF ÇOCUĞUNUN OKUR-YAZAR OLMAMASI MÜMKÜN MÜ? Bu söz, rüştiye veya idadî tahsili yapmamasıyla ilgili olmalıdır. Osman Ağa, karakter olarak namusa düşkündür, mütedeyyin bir kişidir, içki kullanmaz. Ahlaken zayıf kimselerin yanında barınması mümkün değildir. Müfettiş Hilmi [Uran] Bey, bu karakterini “çok iyi kalpli, namuslu ve memlekete hizmet etmekte olduğunu, ancak bazı taşkınlıklarda bulunduğunu” ifade etmektedir. Basının bir güç olduğunun bilincindedir. “Karadeniz’de hedefe yalnız silahla varılamayacağı, mücadelenin propaganda ve iletişim yoluyla da verilmesi gerektiği” fikrinden hareketle 17 OCAK 1920’DE GEDİKKAYA GAZETESİNİ ÇIKARMIŞTIR. Millî şuur sahibidir. Böyle bir insanın sizin söylediğiniz mana da bile cahil olması söz konusu mudur?

5-         “Ağa’nın yakınına, Osman Ağa siyaset kurbanıdır” yazmışsınız. Sizden bir cahillik daha… Keşke bir konu hakkında daha fazla okusaydınız da yorum-hüküm verseydiniz. Ağa’nın yakını dediğiniz birliğindeki oğludur. İsmail Feridunoğlu’dur. “Osman Ağa siyaset kurbanıdır” demişsiniz, “OSMAN AĞA CUMHURİYET ŞEHİDİDİR” unutmayınız. Bu sözlerden sonra da Atatürk tarafından Giresun Kalesinin zirvesine anıt mezarının yapılması ve mezarının oraya nakledilmesi emrini verilmiştir. Ve naaşı o tarihten kısa bir süre sonra anıt mezardadır.

6-         “Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyulan günlerden geçiyoruz” demişsiniz. Birlik ve beraberliğe her zaman ihtiyacımız vardır… Yeni değildir. 2 sene öncede 20 sene önce de vardı. Ülkemizin bulunduğu jeostratejik konumu nedeniyle 20 sene sonra da belki birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olacaktır. 2 SENE ÖNCE AKLINIZA GETİRSEYDİNİZ YA birlik beraberliği!

7-         Bir Giresunlu gazeteci olarak ÖZRÜNÜZÜ KABUL EDİYORUM, ancak 1 şartla. Milli Mücadele Kahramanı Milis Yarbay Topal Osman Ağa konusunda ki cahilliğinizi okuyarak ve öğrenerek ortadan kaldırırsanız.

Son olarak; 36 yıllık mesleki deneyimim ve okuduklarım ile o dönemi araştıracaksınız Rauf Orbay’ı ve onun kimlerle hareket ettiğini (bir taşla 2 kuş vurduğunu zannederek) Atatürk ve ikinci grubun başını çektiği Ali Şükrü beyi bertaraf ederek kendilerini lider konumuna oturtmak isteyenleri irdelemeniz. Bence bir diğer irdelenmesi gereken konu da milli mücadele yıllarında en verimli çağında Yüzbaşı rütbesinde iken askerlikten istifa edip siyasete atılmaya karar veren Ali Şükrü beyi de bu yönüyle irdelemeniz. Topal Osman Ağa ve Giresun uşakları kelle koltukta cepheden cepheye koşarken Yüzbaşı rütbesinden istifa edip kıyıya çekilmek ve siyaset yapmak ne iştir.

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, milli mücadele kahramanı Milis Yarbay Topal Osman Ağa, 42. Alay komutanı Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan, tüm bunlara rağmen Ali Şükrü bey başta olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”

Umarız maksat hasıl olmuş, Şebinkarahisarlı hemşerimize doğruyu anlatabilmişizdir.

Atak Ajans
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık